aferin
bir varmış bir yokmuş masalı..o masalın kahramanları..anlatıcı ve okuyucu olarak içine daldım..geçmiş zamanın rivayeti modunda bir anlatım dili seçip, izlemek işkenceli vakur bir tablo içinde olmak meselesi..canım acıyınca yazasım geliyor da, bundan kaçamıyor gibiyim de aynı zamanda..bunun için varolmuş gibi bir hal...sersemliğimi ilan ediyorum.
olmayacak duaya amin
evdeki pirinçten olmasın yiğit
damlasın da göl olsun, bozuk çeşmeden
karakterin kaderin
yaptıklarımız dışında da kader olmasın
bin öğüt bin nusubetten iyi olsun..
kaybediyorum..iki kötü arasındaki tek fark birinin kaybediyor olması..ve her oyunda bir kaybedenin olması meselesi..daha dramatik olmak yerine iyi oyunculuk kurtarır sahnede..çok daha iyisi..oyunun tüm geneline yayılmış performansla..tek bir an içinde mütiş bir karakter oyuncusu olup genelinde başarısız bir performans içindeyken adını gazeteler yazmaz..alkışlar sana gelmes..çiçekler eve gelmez...en güzelinden bi haber, bakar durursun öle..boş boş bakmak meselesi..etin ne budun ne..sen mi değiştircektin ki dünyayı..yanılmışım..dünya değil, sen değişiyorsun..nusubetin alası, öğüdün cakası..herneyse..
hakkını veremeyeceksen, arkasında duramayacaksan yaşama dimi,
tükürdüğünü yalama mesela, iştahla yalama hemde..
kapıyı çarpınca kork mesela, kır dişini, geri dönme dimi,
arkanı döndüğünde kırılsın boynun da geri dönüp bakma emi,
sık ve kır dişini, tırnakların geçsin yumruklarına, parçalansın avucunda o el kalkmasın mesela..dirseklerin kanamasın, saraya nazır, o kutsal topraklarda..düşme emi sende..arabanın kornası, kedinin çığlığı, adamın gözyaşı, telefon tuşları ve fotoraflar başlatmasın bir intiharı...
çıktığın kapıdan geri dönme..
sözünün arkasında dur..
ısıran bir köpeği sevme,
denize düşüp yılana sarılma, yüzmeyi ören, yada boğul..
adamına göre, adabına göre..
sen sen olma emi..tak maskeni ve geçiştir..
ne eksik ne fazla..









0 yorum:
Yorum Gönder